Genel
E-posta Kullanımında Outlook Hala 1 Numara!
Fingerprint‘in Litmus ile, 24 Şubat 2010′da 250 Milyon e-posta alıcısı ile yaptığı araştırmaya göre Outlook %43 ile açık ara diğerlerinden önde gözüküyor. Dikkat çeken en önemli istatistiklerden biride Outlook 2003 ve önceki sürümlerinin hala %34 oranındaki kullanımı. Ülkemizde ileri düzey internet kullanıcıları ve iş sebebiyle haşır neşir olanlar dışında Outlook çok yaygın olmasa da Microsoft Office ile birlikte varsayılan olarak yükleniyor olması bir çok bilgisayarda Outlook’un kullanılmasa da yüklü olmasının en önemli sebebi.
Yeni Yıla Merhaba…
2010 yılının herkese tüm sevdikleriyle birlikte mutluluk ve huzur getirmesini dilerim.
Mutlu Yıllar…
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1881 – ∞
Atamızı Saygıyla ve Özlemle Anıyoruz.
Bize bıraktığı herşey için sonsuz saygı ve minnet duyuyoruz. Yanlız bugün değil her gün her an senin bıraktığın mirası korumak ve bize gösterdiğin yolda ilerlemek için tüm varlığımızla çalışacağımıza söz veriyoruz.
Sen rahat uyu Atam.. Bu ülkeyi yıkmaya kimsenin gücü yetmez..
Mağdur Yurdum Öğrencisi Soyguncu YÖK’e Karşı!
Sevgili Yüksek Öğretim Kurumu(!) ülkemizdeki üniversite katkı payı ücretlerini çok az görmüş olacak ki her sene arttırmaları yetmiyormuş gibi şimdide kimi bölümlerde %100′lük %500′lük artışlar yapmayı uygun görmüşler.
Zaten öğretimin ücretsiz olması gerekirken bu yapılan tam anlamıyla bir SOYGUN’dur. Devamı »
Turuncu Bardak – “Olay kahramanı! (Mini eleştiri)” – Tarih: 21 Nisan 2007 00:00
İnsanların anında olaya müdahale etmesi garip bir o kadarda şaşırtıcı gelir bana. Karmaşık bir cümle gibi daha açmak gerekirse neden bahsettiğim anlaşılır sanırım.
Dün gittiğim hastanede sıra numaram 38′di. Hastaneye vardığımda sıra 36′ya gelmişti. Sıra bekleyen kişiler nedense kapı önünde bekliyorlardı. Bende şaşırdım “Acaba yukarıdaki sayılar başka bir şey için miydi? ” diye aklımdan geçirmeye başladım hemen.
Bekleyen insanların yanlarına gittiğimde ilk olarak sıra numaramı sordular, “38″ dedim. Hemen orda bekleyen diğer bir hasta söze atıldı ve “Bundan sonra siz girin 37 gelmemiş.” dedi.
Aslında orda daha güzel karşılık vermek isterdim şöyle ki: “Teşekkürler. Ben sayı saymayı biliyorum.”
Ama insanlar yardımcı olmaya çalışıyorlar tabi bir yandan da kendi sıraları daha çabuk gelirse fena olmaz değil mi? ;)
İnsanların bu gibi durumlarda olaylara müdahale etmesi çok ilgi çekici. Neden her olayda kendimizi olayı yöneten olarak görmek istiyoruz. Dünyanın hiç bir yerinde bizim insanlarımız kadar insanları yönetmeye alışık birileri olduğunu sanmıyorum. Ülkemin güzel insanları asıl yönetmesi gereken kişilerin işlerini hep yarım yapmalarından dolayı da ne yapsın kendi kendilerini yönetmeyi insanları düzene sokmayı çok iyi öğrendiler. Devamı »
Yalın Harflerimden – “Yeni bir network mü demiştiniz?” – Tarih: 04 Eylül 2007 14:49
Malesef Japonlara bu konuda kızıyorum. Çünkü bu benim büyük projelerimdendi. Her neyse umarım çok yakın bi süre içersinde hayata geçirirler. Dünya internet olarak her ne kadar küreselleşmeyi başarsa da hiç bir şeyde tekelleşmek iyi olmadığı gibi bu konuda da internetin tekel olması hiç iç açıcı değildi.
Ayrıca haber kaynaklarından aldığımız bilgilere göre daha güvenli bir sistem olması yönünde yoğun çalışmalar yapılıyormuş. Aynı zamanda hükümet yetkilileri, akademisyenler ve iş adamları bir araya geliyorlar. Bu gelişme gerçekten azımsanamayacak derece büyük bir girişim.
Network sisteminin 2020 yılında hayata geçmesi planlanıyor. Tabiki bu durumun sadece haberleri bile internetin gelişimine katkıda bulunmaya başladı bile. İnternetin daha güvenli bi hal alabilmesi için ve gelişmesi için ABD ve Avrupa ülkeleri çoktan gereken komisyonları kurdular ve çalışmalara başladılar. Önümüzdeki yıllarda sıcak gelişmeleri daha yakından görmeyi umuyorum.
Bu konuyla ilgili yapılan yorumları okuyordum. Karşılaştığım manzarada ise, insanların malesef bilgisi olmadan heryere yorum yapıştırdığını ve kendi toplumunu ezik görmeyi çok sevdiğini gördüm.
Yapılan yorumlara bakıcak olursak böyle bir teknolojik gelişmenin çok çok zor olduğunu ve sadece nanoteknolojinin çok gelişmesi durumunda yapılabileceği yazılmış. Enteresan geldi. Arkadaşımıza sormak istiyordum network sistemleri nasıl çalışıyor? İletişim nasıl sağlanıyor diye malesef yorum yaptıkları yerde karşılıklı tartışmaya izin verilmemişti.
Bir diğer yorum ise şöyleydi: “Japon kardeşim adamlar elit insanlar yapıyolar. İnsanlığın en gelişmiş ırkı.”
Bu arkadaşımızda genetik ve evrim üstüne ihtisas yapmış mıdır? Sadece hayat içinde kullanılan aletlerdeki “Made in Japan” yazılarından etkilenmiş bir insan mı yoksa?
Hemen başka bir yoruma baktığımızda ise toplumumuzu küçük gören başka bir Türk sıfatındaki arkadaşımız şöyle söylüyor: “Japonlar yapıyo işte biz sadece tüketiyoruz zaten tükete tükete bigün kendimizide tüketicez.”
Bu arkadaşa sormayı çok istediğim bir soru var: “Sen ne yapıyorsun?”
Bu yorumu yapmış olan insanlara benzer kişileri çevremizde de çok sık görürüz. Bizler dediğiniz sizlerin neden bişey yapamadığı çok açık değil mi? Çünkü sizler hiç birşey yapmıyorsunuz.
Acaba bu yorumları yazan arkadaşlar “Gerizekalı” mıdır? Bunu cidden merakediyorum. Bana sorarsanız değiller sadece düşünmeyi öğrenememişler. Bizlere çocukluğumuzda öğretilenler sadece karşı çıkmak ve karşı fikirler üretmek, birşeyler yapmak değil. Okul hayatımız boyunca dersleri neden öğrendiğimize karşı çıkmışızdır tüm zamanın öğrencileri olarak. Öğretmenlerimiz sadece bunlara 2 cümle ile karşılık vermişlerdir oysaki hiç birşey göstermemişlerdi. Örnek vermekten kastetmiyorum, örnekleri yaşatmaktan bahsediyorum.
Daha düşünmemiz gereken çok şey var. Onun, bunun değil benim, senin, bizlerin artık icraatta bulunması gerekiyor. En kısa sürede düşünenlerin yanında bişeyler yapanlarında artması dileğiyle. Ben çoktan başladım bişeyler yapmaya peki ya sen?
Sevgilerim ve saygılarımla.
Kaynak: Yalın Harfler
Hadi İyilik Yapalım…
Herkesin içinde bir süper kahraman gizlidir. Çocukluğumuzda izlediğimiz bir superman, batman vb. kahramanların yerine geçmek istememiz de bu yüzdendir. Onlar kötülükle savaşır ve onlara asla birşey olmazdı.
Sevgili Tunç, blogunda başlattığı FMK Hareketiyle bir anlamda hepimizin içindeki o faili meçhul duyguyu su yüzüne çıkardı. İnternet dünyasında oldukça ilgi gören bu hareketi elbette bizde sonuna kadar destekliyoruz. Çıktılarımızı aldık ve planlarımızı yapıyoruz ;)
Eğer sizde bu harika harekete katılmak isterseniz tek yapmanız gereken yürekten bir İYİLİK!
Haydi durmayın sizinde içinizde süper kahraman olduğunu biliyoruz. Çocukken biri size şeker verdiği zaman yüzünüzdeki o gülümsemeyi hatırlayın. Yolda para bulduğunuzda nasılda seviniyordunuz unuttunuz mu? Bu güzel duyguyu paylaşımı bir başkasına yaşatmak, işte tam olarak budur insan olmanın asıl gereği.
Unutmayın hepimiz bir şekilde birbirimiz ile bağlantılıyız. Bir kişinin mutlu olmasını sağladığınızda onun mutluluğunu sizde hissedeceksiniz.
Yazımı fazla uzatmadan sizi harikalar diyarına yönelndirmeliyim :) Buyrun FMK Hareketinin elebaşı Tunç Kılınç’ın blogu bu taraftan…
Gelişmeye Devam Ediyoruz…
Blog her geçen gün dahada güçlenerek yol alıyor bugün farkettimki yaklaşık 4 aydır bu mecraya devam ediyorum. Bu benim için bir rekor diyebilirim. Umarım daha fazla seneler devam etme planındayım tabi o zamana kadar blog mecrası çöp olmazsa. :)
Bloga eklediğim yeni eklentilerle yeni özellikler katıyorum bir yandan bir yandan da fazlalıkları çıkarıyorum. Malum takip edenler varsa farketmişlerdir ara sıra etrafta yeni bişeyler çıkıp kayboluyor. :)
En son yaptığım güncellemeden biride artık bir İletişim sayfam var benimde. Buradan bana günün 24 saati ulaşabilirsiniz. Bana önerilerinizi, blogtaki gereksiz yerleri veya yorumlarda paylaşamadıklarınızı yazabilirsiniz. Blogta yazarlık ya da katkı yapmak isterseniz yine bana ulaşabilirsiniz.
Whoyle benim için önemli bir proje o yüzden tam netleştirmeden mecralara kalkışmak istemiyorum. Ancak Whoyle altında olacak konuların bir çoğu belli bunlardan biride blog(lar). Evet Whoyle altında çeşitli blog komüniteleri olacak buralardaki yazar kadroyu ise elimizden geldiğince profesyonel bir ekipten oluşturacağız.
Amacımız web olsun sinema olsun ya da farklı mecralar olsun bazı şeylere yön verebilmek. Bunun için biraz daha vakite ve çalışmaya ihtiyacımız var. Şimdilik öğreniyoruz. Genelde yazılarımda da paylaştığım gibi çoğu şeyi yeni öğreniyoruz. Farkındalıklarımız gelişiyor ve her geçen gün daha doğru bir yola giriyoruz.
En kısa zamanda güzel haberlerimle tekrar buluşmak üzere…
Tüm okuyucularımıza Sevgiler, Saygılar…
Bir Girişimi Başarılı Yapan Piyasa Üzerinde Sahip Olduğunuz Kişisel Marka Değerinizdir!

Bir girişimi patlatan yani başarılı yapan en büyük etken piyasa üzerinde sahip olduğunuz kişisel marka değerinizdir! Bir başka deyişle sektörde edindiğiniz pozitif çevredir.
Webrazzi’de yazdığım yorumda yukarıdaki gibi bir cümle sarfetmiştim. Şimdi bunu yazarken neyden bahsettiğimi anlatmak istiyorum.
Bir projenin üzerine günlerce, aylarca hatta kimi zaman yıllarca kafa yorulur. Öyle zamanlar olur ki bu proje çok tutulacak dersiniz. Tüm oklar hedefinizi gösteriyordur. Fakat projeyi yayına aldıktan sonra hiç beklemediğiniz şekilde kullanıcı sayınızın ya da reklamlarınızdan geri dönüşün iyi olmadığını görebilirsiniz. Bu tam anlamıyla o kaybedilen ayların tam olarak bir fiyasko olacağını belli etmeye başlayan zaman aralığıdır. Devamı »
Bencillik…
Bugün Tunç Kılınç‘ın blogu Fikir Atölyesi’ne göz gezdirirken şurdaki yazıya gözüm takıldı. Sonuna kadar bi solukta okudum. Bittiğinde yorumları merak ediyordum. Yorumları okurken “Zeynep” isimli bayanın yazdığı alttaki söz çok hoşuma gitti. Paylaşmak istedim.
“Bencillik, canınızın istediği gibi yaşamak değil
Başkalarından sürekli kendi istediğiniz gibi yaşamalarını talep etmektir.”
Oscar Wilde






